Türkiye'nin ilk,tek ve en büyük Türkçe mücadele sporları haber ve portal sitesi www.turkdosport.com
ÜYE OL
133803 - SAVAŞ VE SAVUNMA SANTLARI EĞİTİM CD LERİ.
60315 - Boks.
58471 - BRUCE LEE ve JEET KUNE DO Hakkında sizin yorumlarınız.
48972 - Vücut Geliştirme ve Üniversite sporları.
36408 - Ayhan KISRURE KİM ?
Sizin Fotoğraflarınız

Spor içerikli fotoğraflarınızı ve konusunu anlatan yazı ile bize gönderin yayınlayalım

» Yüklü Fotoğraflar
   » EFSANENİN RESİMLERİ
   » YAZILARINIZ ve YORUMLARINIZ
 
   » BRUCE LEE KİMDİR ?
   Yeri doldurulamayan efsane
   dövüşçü Bruce lee ve sistemi jet kune do ile    ilgili tüm detaylar

Türkiye’nin ilk,en büyük ve tek Mücadele sporları Türkçe portal sitesi www.turkdosport.com tüm Türk sporcularının hizmetinde.

Ülkemizde Mücadele sporları ile ilgili Web ortamında yeterli derecede kaynak bulunamayan ve gerçek bilgilerin çok az olduğu bu dönemde sizlerle on seneden bu yana hizmet etmenin mutluluğunu yaşıyoruz.
Sifu:Ayhan KISRURE

kung-fu
wu shu

karate-do
taekwon-do
Sayokan
Sanguc-hi
aikido
judo
capoeira
jeet kune do
Ji jutsu
ninjutsu

ninja
samuraylar
boks
güreş
sumo

hapkido
kıck boks
muay thai

thai boks
thai kıck boks
savate
ashihara
kyokushin
jiu jitsu
kendo
thai chi
k-1
A1 world combat
super league
jackie chan
shaolin
wing tzun
WT
bruce lee
jet li

jacki chan

tony ja

 
 
ZİYARETÇİLERİMİZİN DÜŞÜNCELERİ ( Bütün Düşünceler ve Yazılanlar Yazan kişiye aittir. Sitemizin veya Yönetimimizin Düşünceleri Değildir )
/ 6.12.2011  
(sayın editör yazı olarak yayımlanmasını istirham ediyorum) BİR İŞARET VEYA BİR İKTİDAR KAYNAĞI OLARAK ‘’SOPA’’ Sopa insanlık tarihindeki ilk alettir belki de ..Çünkü insan taş parçalarını eline almadan önce ağaçtan sopa veya çubukları yontmayı, onları şekillendirmeyi öğrendi.. Bu itibarla sopa insanlık tarihinde insanın en önemli insanlaşma araçlarından biridir.. İnsan önce sopayla insanlaştı..sopayı yonttukça doğaya şekil vermeyi öğrendi… Sopanın ilk olarak nerede yontulduğu, nerede şekil verildiği konusu tahmin edilebileceği gibi bir muamma .. ama biz bunu insanlığın ilk dönemlerine kadar geri götürebiliriz… insanlığın en eski dönemini biz fosil kayıtlarına dayandırarak anatomik açıdan çağdaş insan tanımına uyan en eski insanlar günümüzden 195 000 yıl önce yaşamışlardır…çağdaş insan türünün en yetkin örneği olan cro –magnon insanı ise günümüzden 50 000 yıl önce yaşamıştır..yine insan temeline dayalı ama şu ya da bu düzeyde farklı nitelikler taşıyan türler şöyle sıralanabilir: *Homo erectus: Bundan yaklaşık 1.8 milyon yıl önce dik duran Homo erectus türü ortaya çıkmıştır. Bir bataklığa yüzüstü düşmüş halde bulunan Turkana boy ismi verilen homo erectus iskeleti, günümüze kadar neredeyse tam olarak ulaştığı için homo erectuslara dair birçok bilgiye ulaşılmasını sağlamıştır. Bulgular homo erectusun oldukça iri olduğunu, avcılıkla geçindiğini göstermektedir. *Homo tricapus: 1.5 - 1.000.000 yıl arası yaşamışlardır. Homo Sapienslere en yakın türdür. Beyin hacimleri homo erectuslara göre daha genişti ve homo erectuslardan daha iriydiler. Bu canlılar ağaçtan kendi yaptıkları mızraklarla avlanarak ve meyve toplayarak yaşamlarını sürdürüyorlardı. Homo tricapuslar çok sosyal canlılardı. Ateş yakıyor, ölülerini gömüyor, yaşadıkları mağaralarda resimler çiziyorlardı. Avladıkları hayvanların kürklerinden kıyafet yapıyorlardı. Bu canlılara ait kalıntılar kuzey Afrika, Mezopotamya ve Anadolu'da bulunmuştur. *Homo neanderthalensis: Homo sapiens ile bundan yaklaşık 250-300 bin yıl önce ortaya çıkan Neandertalin uzunca bir süre dünya üzerinde birlikte bulunduğu ve bu iki türün birbirleriyle karşılaştığına dair arkeolojik kanıtlar mevcuttur. Kimi görüşler de, bu iki türün birbirinin farklı olduğunu fark etmeden birlikte üremiş olabileceğini, dolayısıyla da günümüz insanının kökeninde Neandertaller'in de olduğunu iddia etmektedir. Nitekim Asya'da bulunan bir fosilin Neandertal ve Homo sapiens türlerinin çiftleşmesinden meydana geldiği anlaşılmıştır. Neandertalın kemik-iskelet yapısı günümüz insanından oldukça farklıdır. Neandertal insanının çene kemiğindeki mandibular kemik kanalının tipik yapısı ayırt edici bir temel özelliktir. Neandertalın soyunun nasıl tükendiği kesin olarak bilinmemektedir. Bazı teorilere göre daha zeki ve daha yetenekli olan Homo sapiens tarafından yok edilmişlerdir. Günümüze ulaşmış birçok Neandertal fosili bulunmuştur. Bu nedenle hakkında en fazla bilgiye ulaşılmış hominid türüdür. Neandertallerin soyu yaklaşık 30.000 yıl önce tükenmiştir. Ancak küçük bir kısmının çok daha uzun süre yeryüzünde kalmış olabileceği düşünülmektedir. Belki de dünyanın her yerinde binlerce yıldır karşılaşılan koca ayak vb. folklorik öykülerin kökeninde bu hantal ve tüylü hominid vardır. Neandertaller fosillerinde yapılan çalışmalar parmaklarının kalın ve hantal olduğunu göstermektedir. Bu çağdaş insan kadar ince el işleri yapamadığının kanıtıdır. Neandertaller toplu halde yaşamış sosyal yaratıklardır. Sakat kalanlara bakmış, ölülerini gömmüşlerdir. Çok fazla fosil bulunmasının nedeni ölülerini gömmüş olmalarıdır. İşte sopanın tarihi ilk insansılara kadar, yani homo erectus a kadar uzar..ve bu durumda biz bu tarihini 1.5 milyon yıl kadar geriye götürebiliriz…Tabi ki bu dönemdeki sopa yontulmuş ve şekil verilmiş olmaktan uzak kaba şekilli bir yapıya sahiptir.. Peki şekil verilmiş sopalar ne zaman ortaya çıktı? Sopanın şekil verilerek ortaya çıkması insanoğlunun toprağa yerleşmesi ile ilgilidir. İnsanoğlunun toprağa yerleşmesi sopa ile ilgili olarak iki şeyi artaya çıkardı, birincisi savaşlar, savaşlarda silah olarak kullanılan en önemli araçlardan biri yontulmuş ve şekillenmiş sopadır. İkincisi ise toprağı işlemek için kullanılan yontulmuş ve şekillenmiş sopadır …Bu da günümüzden tam 12000 yıl öncesine dayanmaktadır…Yani şöyle bir genelleme yapsak mümkündür:şekil verilmiş ve işlenmiş sopa günümüzden 12011 yıl önce yapılmıştır.. Burada ilk sopanın sapan sürmekte ve savaşlar için mızrak olarak ya da savaş sopası olarak kullanıldığını söylemek mümkündür… Sopanın daha sonraki yıllarda bir eğitim aracı olarak olularda, askeri gimnasiumlarda kullanıldığı görülmektedir… Tarih boyunca sopa : *araç gereçlerin bir birlerine bağlanmasında, desteklenmesinde, şekillenmesinde kullanılmıştır.. *Sopa süs eşyası olarak kullanılmıştır.. * sopa hayvanların eğitiminde kullanılmıştır.. *sopa derslerde işaret aracı olarak kullanılmıştır *sopa bir kavga aracı olarak kullanılmıştır.. *sopa eğitim sürecinde cezalandırma aracı olarak kullanılmıştır.. *sopa kolluk kuvvetlerinin toplumsal kontrol sağlama aracı olarak, bir jop olarak kullanılmıştır… *sopa bir sportif egzersiz aracı olarak kullanılmıştır. Tüm bu kullanım süreçleri içinde bizi bağlayan ve bizi ilgilendiren.. bizim analizimize konu olan yön, sopanın bir işaret ve bir toplumsal kontrol ve iktidar aracı olarak kullanımıdır… BİR İŞARET ARACI OLARAK SOPA: İşaret bir yer ya da bir şey gösterme edimidir.. İşaret bazen de şöyle tanımlanabilir: işaret Nedir işaret bir varlığı, bir durumu anlatmak için kullanılan şekillerdir.Bir olayı, varlığı ve durumu anlatmada harfler gibi, Resimli şekillerle, vücut el gibi hareketleri ve şekilleriyle kullanılabilir. işaret, aşağıdaki belirtilen kavramlarla da ilişkilidir Bir yazı sisteminde bir temel birim. Bunlar için daha özel olarak harf veya karakter terimleri kullanılır.İşaretler, geniş kavramlar ifade etmekten çok; daha ziyade kişi ya da küçük grupların inanç, dilek, düşünce ve duygularını bazen de proje ve çalışmalarını belirler. Sembol ve işaret ayrı şeylerdir. Semboller daha ziyade bütün bir toplumu ilgilendiren, ortak inanış ve düşüncelerin simgeleridir. Semboller; daha ziyade toplumun dini düşünce ve yaşam coğrafyasını, milli ruh hareketlerini belirleyen imgelerdir. İlk insanlar günlük hayat sıkıntılarını gidermek için işaretleri kullandılar. Daha sonra da , alışverişte ve hesap yapmada işaretleri kullanmayı öğrendiler. Başka bir tanım da şudur: işaret 1. Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im. 2. Belirti, gösterge, levha, tabela, alamet. 3. El, yüz hareketleriyle gösterme Örnek: Artık işaretleri bırakmış, konuşuyor, bir taraftan da saçlarını düzeltiyor. R. H. Karay 4. İnsanlar arasında anlaşmayı görüşmeyi sağlayan bütün semboller. 5. Bk. im im (nedir) 1. İşaret. 2. Alamet. 3. Artı, eksi, kökiki (karekök) +,-,(...), gibi işlemleri belirleyen biçimsel yazım, 4. Bir yayın dizgesinde bilgi taşıyan elektrik akımı ya da radyo dalgası. anlam (nedir) 1. Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva, valör. 2. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey. 3. Sözcüklerin veya davranışların zihinde uyandırdığı izlenim. şey (nedir) 1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi. Örnek: Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay 2. Nesne, madde Örnek: Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar 3. Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi. 4. (Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne. 5. Bk. nesne Sopa insanlığın en eski eğitim araçlarından biridir.. İnsanoğlunun ilk eğitim zemini toprak olduğuna göre toprağa şekillerin ilk olarak sopayla çizildiği aşikardır. Yine sopa müzik eğitimi çalışmalarında kullanılan Baget te olduğu gibi bir yönetme – yönlendirme aracıdır. Sopa bir tarihsel kişilikle özdeşleşir bazen.. Mesela Musa Assından asla ayrılamaz. Firavunun sihirbazlarının yılanlarıyla yarışır kimi, kimi de kızıldenizi yarıp yol eder. Bir kumandanın kırbacı ya da bastonu ya da sopası temelde aynı işlevi görür.Herşey sopanın ucuna bakar. Sopanın ucunun kalkışıyla beraber kimi kere dağlar tepeler aşılır, kimi kere dağlar delinip yol edilir.Bu bağlamda sopa bir işaret aracıdır. BİR ŞİDDET VE İKTİDAR ARACI OLARAK SOPA Sopa bazen şiddetin en önemli sembolü olarak ortaya çıkar. Sopa burada bir sindirme ve kişiliksizleştirme aracıdır. Ve halka rağmen iktidarda kalanların kitleleri sindirmek için kullandıkları sembolün çok önemli aracıdır. *Tam sopalık *sopa yemesi lazım *Sopa geliyor, dikkat *kaynana sopası *sopa cennetten çıkma *halkı sopa ile eğitme Vs ifadelerinde görüldüğü gibi sopa şiddetin ve egemenliğin daha doğrusu şiddete dayalı egemenliğin tarih boyunca temel simgesi olmuştur. Bu itibarıyla sopa sadece acı çektirme ve şiddet yöneltme aracı değil aynı zamanda bir aşağılama aracıdır sopa. ‘’ seni ancak sopa adam eder’’ ‘’ ya da sen bir araba sopayla adam olmazsın ‘’ ifadesinde kimi muhatabın hayvanlar ın eğitimine benzer bir eğitim sürecine tabi tutulması vurgusu vardır kimi ise hayvandan bile daha aşağı bir varlık olduğu vurgusu vardır. Bir şiddet aracı olarak sopa aslında insanoğlunun birbirine uyguladığı şiddetin ilk çıkış noktalarından biridir. Tüm silahlar sopadan doğmuş, sopadan türemiş, sopadan artmış, sopadan izler taşımıştır. Ve insanlığın şiddet konusunda varacağı en son nokta ve yapacağı en son silah ta yine sopadır. ÇÜNKÜ: ‘’3. Dünya savaşını bilemem ama 4. Dünya savaşı sopalarla yapılacaktır’’ Albert EİNSTEİN Einstein in bu ifadesi ironik olduğu kadar aynı zamanda gerçekleri de dile getirmektedir.Çünkü insan silah üretiminde dünyanın sonuna gelmiştir. Ve bundan sonra deniz bitmiştir. Bir sportif egzersiz aracı olarak sopa Uzakdoğu savaş ve mücadele sanatlarında kullanılır. Kung-fu ,Wushu, karate, kobudo, Hapkido, Aikido, Jo jutsu, Ninjutsu vs gibi alanlarda sopanın değişik versiyonlarda çok farklı şekillerde kullanıldığını müşahede ediyoruz. Özet olarak şunu söylemek gerekir. Bir şiddet aracı olarak sopayı millet olarak çok iyi tanıyoruz.. Yüzyıllar boyunca kafamızda hep sopa patladı..sopayla kafalarımızı kırdılar. Metin Göktepe ya da Hüseyin Kurumahmutoğlu örneğinde olduğu gibi sopayla katlettiler bizleri.. sopayla hak aramaktan vazgeçirdiler.. Hakkımızı her aradığımızda sopa göstererek korkuttular ürküttüler bizleri.Demokrasimiz SOPALI DEMOKRASİ oldu.İnsanımız her sopa gördüğünde kemiklerinin iliği sızladı ..sopa yaşamımızın en temel aracı oldu.Onu kimi yedik kimi yedirdik..Sopa yalancı çözümlerin, ve alabildiğine derin çözümsüzlüklerin temel aracı haline geldi.. Artık, sopaları bırakmanın vaktidir.. Ya da sopalar elimizdeyse eğer, onu bir baskı aracı olarak değil bir bilgiye yöneltmenin kadim aracı olarak kullanma vaktidir..Ya da yalnızca sporda kullanmanın zamanıdır artık.. Kardeşçe ve barış içinde yaşamanın temeli SOPA yı kutsayan, SOPA dan sinen ve SOPA yı çözüm aracı olarak gören anlayıştan kurtulmaktır. Osman KAYA FELSEFECİ - YAZAR KOBUDO-3.DAN

yorumcu / 29.11.2011  
Akyüz ailesini tebrik ediyoruz. 1- 11. Dünya Büyükler Wushu Şampiyonası’nın “Akyüz Aile Federasyonu”na kazandırdıkları.. 2- 11. Dünya Büyükler Wushu Şampiyonası’nı ülkenin itibarı pahasına, makamını kullanarak kendi çıkarları için kullanan Türkiye Wushu Federasyonu Başkanı Abdurrahman Akyüz. 3- Federasyon Başkanı kızına Dünya Şampiyonluğu nasıl aldı.! 4- Bu şampiyonluk için neler/kimler feda edildi, ne bedel ödendi? 5- Şampiyon prenses kimdir? Spor geçmişi, katıldığı diğer uluslar arası şampiyonalarda kazandığı başarılar nelerdir? 6- 3 yıllık bir spor geçmişi olan, wushuyu takım arkadaşı Şeyma Urhan’dan öğrenen prenses, 10 ay önce 3. Dünya Gençler Wushu Şampiyonası yıldızlar kategorisinde, şimdi Büyüklerde şampiyon olduğu QiangShu (Mızrak) dalında 16 sporcunun içinde 15. olmuştur. 7- 3 yıllık böyle bir sporcuyu Dünya Şampiyonu yapan sihir neydi? 8- Sonunculuğu hazmedemeyen Kral Akyüz, kraliçe, prens ve prenseslerini toplayarak Kraliyeti haline gelen federasyonun imkanlarıyla Çin’in yolunu tutmuş, kızını dünya şampiyonu yapacak planını hayata geçirmek üzere 3 ay boyunca Çin’de kalmıştır. 9- Kral, kraliçe, prens ve prenseslerini (!) Çin’de devletin gri pasaportuyla, yanlarında bir mütercim, bir kameraman, bir reklam müdürü ile şampiyonada öğrencileri hakem olarak bulunacak bir hocadan özel ders aldırmıştır. 10- Akyüz’ün kızı Çin’de özel olarak eğitilirken milli takımın diğer sporcuları nerede çalıştırılıyordu? 11- Türkiye Wushu Milli Takımının her sporcusuna eşit haklar sağlandı mı? 12- Nihayet şampiyonaya 1 hafta kala Kraliyet ailesi prensesle beraber yurda dönmüş, Ankara’da Türk takımından farklı 5 yıldızlı bir otele yerleştirilmiş ve 1 hafta içinde takım arkadaşlarıyla antrenman yapmaya tenezzül bile etmemiştir. 13- Prensesin federasyonun resmi internet sitesinde milli takım kadrosunda yer aldığı açıkça duyurulmasına rağmen, Çin’de olduğu halde harcırah aldı mı? Aldıysa yurtiçi harcırah mı, yurtdışı harcırah mı aldı? Almadıysa neden almadı? 14- Türkiye’yi 11. Dünya Büyükler Wushu Şampiyonası’nda iki takım temsil etmiştir: Türkiye Wushu Milli Takımı ve Akyüz Aile Takımı 15- Kızlarının performansı sırasında Kral Baba Akyüz, Ana Kraliçe Akyüz, özel antrenörü sihirli değnekli Oguz Büyücüsü Ding, prensesin arkasına çıkıp hokus pokus yaparak altın madalyayı alıp, diğer yarışmacı sporcuların haklarını gasp etmiştir. 16- 3 yıllık bir spor hayatı olan 14 yaşındaki prensesin şampiyonanın en küçük sporcusu olmasına rağmen, birkaç aylık bir çalışmayla Dünya Şampiyonu olma serüveni; otoriteler, spor bilimcileri ve bilim adamları tarafından incelenip, üniversitelerde ders olarak okutulmalıdır. Böyle bir vaka Çin’de bile gerçekleşmemiştir. 17- Bu mucize program milli takımın diğer 7 tao sporcusuna neden uygulanmadı? 18- Prenses “Şampiyon” olduğu mızrak (qiangshu) dalından sonra kaydı bulunan jianshu ve changquan dallarında yarışmayarak ülkemizi 2 altın madalyadan daha neden mahrum etti? 19- Biraz geriye gidip, kızına madalya satın alan Kral(!)’ın geçmişini hatırlayalım. 1995 yılında Sakarya’da yapılan Avrupa Kupası’nda henüz krallık makamına oturmamış Baba Akyüz, ringde rakibi tarafında ezilerek mağlup edildiği halde Ukraynalı orta hakem Matalovski ve İtalyan şef hakem Teranova’ya silah doğrultup tehdit etmiş, netice alamayınca da finaldeki Azeri rakibini tehdit edip maçtan çekilmesini sağlamış ve birincilik kürsüsünü gasp etmiştir. 20- 2007 yılında Krallık tahtına oturan Akyüz Çin’den devletin imkanlarıyla 10’a yakın Çinli antrenör getirip Sakarya ve Ankara dışında hiçbir ilde eğitim verdirmemiş, sadece kendi çocuklarını çalıştırtmıştır. Kral Akyüz, 3 yılda bu işi başaramayacağını anlayınca devletin bütün imkanlarını ve “Başkanlık” titrini kullanarak yıllar önce kendine aldığı madalyayı farklı yollarla kızına almıştır. Peki, bundan sonra sıra küçük prenste mi? 21- Kralın yaveri Akif İnci, kralın dibinde kalabilmek için seçim yatırımı yapmıştır. Adı sanı duyulmamış, birkaç gün içinde duan verilip antrenör yapılmış, wushu ile uzaktan yakından alakası olmayan insanları “Milli Antrenör” yapıp onlara şampiyona boyunca üzerlerinde milli eşofmanla tribünde bayrak sallatmış, şakşakçılık yaptırmıştır. Ne acıdır ki bazıları tribünde oturma zahmetine bile katlanmamış, evinde televizyon başında milli olmuştur. Teknik direktör kraliçe Fatma akyüz ün wushu yaptıgını goren dahı olmamıstır. Fakat 3 yıl gibi kısa bir sürede 5. Kademe teknik direktörlük ünvanını almasını hazmedemeyen kralın yaveri akif inci 2010 yılında eşini milli takım antrenörü yapmış. 2011 yılında dünya şampiyonasındamilli takım antrenörü yapmış,muhtemelen ki yaverin eşide kısa süre içinde 5. Kademeye terfi edecektir. Yaver akif inci milli takıma antrenör olarak yazdığı kişilerden ne gibi menfaatler sağlıyor? 22- Televizyonda canlı yayında izlerken duyduklarıma inanamadım. Milli takım sporcularından biri rutinini sergilemek üzere halıya çıktığında programın sunucusu Orhan Ayhan sporcumuzu izleyelim dediğinde Türkiye Wushu Federasyonu Başkanı Abdurrahman Akyüz, Türk sporcuyu boşverip diğer platformda yarışan yabancı sporcuyu çekmesini söyleyerek kendini ve temsil ettiklerini küçük düşürmüş ve zihniyetini canlı yayında tüm Türkiye’ye ilan etmiştir. İnsanların kanını dondurmuştur. 23- 18 sporcuya 44 antrenör görevlendirilmesi şampiyonaya katılan diğer 88 ülke tarafından garipsenmiş, kimse tarafında bir anlam verilememiştir. 24- Federasyonun 5 tane Çinli antrenörü varsa, bunların tüm masraflarını devlet karşılıyorsa, diğer 44 antrenörün görevi nedir? Milli antrenörlük bu kadar ucuz mu? 25- Prenses yarışırken şakşaklayarak kralın gözüne girmeye çalışan saray şakşakçıları üzerlerindeki milli formanın hakkını verdiler (!). 26- Prenses yarışırken ayağa kalkan saray şakşakçıları diğer Türk Milli Takım sporcuları yarışırken neden sessizliğe büründüler? 27- Nihayet Kral’ın bütün planları tutmuş, prenses şampiyon olmuş, 88 ülke adeta şoke olmuştur. Madalya töreninde 2. olan sporcuyu tüm dünya ülkeleri ayakta alkışlamış, 1.nin madalyası verilirken sessiz kalıp protesto etmişlerdir. 28- Takımın “as” sporcusu prenses, şampiyon olduktan sonra Ana Kraliçe bir kutlama partisi tertip etmiştir. Bu partiye katılmayan milli takımın diğer “yedek” sporcularına günlerini göstermekle tehdit edip spor hayatlarını bitireceğini söylemiştir. 29- Alınan altın madalya Akyüz Ailesi’nin cebine kaç para sokacaktır? 30- Muhtemelen Kraliye Ailesi’nin cebine en kısa sürede; - Devletin kasasından ödül olarak yaklaşık 150.000 TL, - Büyükşehir Belediyesi’nden bir daire, - Sponsorlardan bir araba, - Ve kesin olan birçok eğitim bursu. 31- Kral ve Kraliçe Akyüz, henüz 14 yaşındaki kızı ve diğer çocuklarına unutulmayacak, tescillenmiş, wushu tarihi boyunca karşılarına çıkacak büyük bir kötülük yaptıklarının farkında bile değiller. Alınlarına utanç verici bir damga gibi vurulacak bu birincilikle övünüyorlar mı? 32- Bu kötülüğü sadece çocuklarına değil, Türkiye adına yarışmış, yarışacak, emek veren tüm wushu sporcularına yapmışlardır. 33- 2 yıl önce Sivas’tan Sakarya’ya gelerek prensese wushu öğreten takım arkadaşı, birçok kez milli olmuş, Avrupa ve Dünya’da dereceleri bulunan Şeyma Urhan’ın hakkıyla elde ettiği Dünya 9.luğuyla onur duyuyoruz. 34- Sandada, her ne kadar onları yetiştiren antrenörler arkalarında olmasa da ülkemize gümüş ve bronz madalya kazandıran sporcuları tebrik ediyor, onları yetiştiren antrenörleri canı gönülden kutluyoruz. Not 1: Yeni Federasyon logosunu hayal etmek çok da zor değil. Not 2: Bir sonraki yazımız Kralın yaveri Akif İnci için olacaktır. Not 3: Amacımız kesinlikle suçu olmayan çocukları hedef göstermek değildir. Not4: Şampiyonadan sonra sanal ortamda kazanılan altın madalyayla ilgili yabancı sporcu ve antrenörlerin yorumlarını okuduğumuzda 88 ülkenin nasıl alay ettiğini merak edenler takip edebilirler. Kaybedilen madalyalar yine kazanılabilir, kaybedilen ülke itibarı nasıl kazanılacak? Her şeye rağmen Kral’ın çıplak olduğunu onu koruyup kollayanlar görecektir.

Yüksel TAŞUT / 4.11.2011  ( budosports.3476@hotmail.com )
Tüm İslam Aleminin,Milletimizin ve Türk Budo Sporları camiasının Mübarek Kurban Bayramını kutlar,hayırlara vesile olmasını dilerim.

erdinç ertek / 20.10.2011  ( hayat_buysa_55@hotmail.com )
Evet arkadaşlar ne ektiysen onu biçersin, ama buna ektiğini biçmek değil,kral öldü imparator benim demek oluyor.Adamın biri çıkıyor kos koca federasyonu babasının çiftliği gibi kullanıyor,federasyonun logosunu,armasını,içni,dışını,tüzüğünü değiştiriyor,aile şirketine çeviriyor.Ondan sonra ektiğini biçersin,peki bu kadar bu sporu yapanlar,gençler yokmu sadece Akyüz'ün çoçukları mı var,arkadaşlar 18 kişilik Milli Takım sporcularına 40 tane antr.nerde görülmüş.Seçim yatırımından başka birşey değil,diğer branşlarda Karate'de kaç kişilik antr.le gidildi.Tabi ki bu kadar gidilecek ki hesaplar kabaracak,başkan nasıl Çin'de çoçuklarını yaşatacak,para veripte şampiyon çıkaracak.Hele birde Milli Takımlar Teknik Traktörü var ki,Çin'li hocalar bile eline su dökemez,Sanda da bir altın bile yok Çin,İran sildi süpürdü Sn:Orhan AYHAN ağabey bile şaştı,nasıl şaşmasın her ropörtaj yapan Akyüz'e yaranmak için iki lafın arası yalakalık yapmak için konuşup durdu.Altın olmayışını alınan gümüş ve bronzları bile çok büyük beceriymiş gibi anlatıyorlar.O zaman Karate Milli Takımını canı gönülden,yürekten tebrik edip,Wushu'nun karate'den örnek almasını dileyelim.

yorumcu / 19.10.2011  
Türkiye cumhuriyeti kanunları ve anayasası varsa bunlarıda görür elbet bu devran sultan süleymana kalmadı abdurrahman akyüz ailesinede kalmaz federasyon başkanı artık wushuda büyük bir tarih yazdı bundan sonra görürsünüz eski günlere geri döndük wushu sporunun başı sağolsun diyece fazla söz yok.NE EKTİYSEN ONU BİÇERSİN.

Erdinç ERTEK / 15.10.2011  ( hayat_buysa_55@hotmail.com )
WU SHU'DA DEPREM Dengesiz ve kaygan zeminde yürüyen WuShu'da akıl almaz olaylar yaşanıyor. Federasyonun Çin'ce tercümanlığını yapan kızcağıza akıl almaz ve seviyesizce hakaret eden AKYÜZ ailesi,Ankara'daki Dünya şampiyonasında kızını şampiyon yapabilmek için IWUF yönetimine dolarlar bastırıp kızını şampiyon yaptırmıştır,kürsüye çıkarmıştır.TRT 3 ve diğer kanallardaki röportajlarında bu sporu ben kendim öğrendim ben Türkiye'ye getirdim demeçleriyle hocasını bile inkar etmiştir.Federasyonun kumitelerinde görev yapanlar bile Akyüz ailesine yalakalık ve muhbirlik yaparak bizi kimse indiremez diye hava atıyorlar.Federasyona bağlı BudoKaiDo ve Aikido branşlarındakiler bile Akyüz ailesinden yaka silkiyorlar.Gazete ve haberlerde Akyüz'ün hali perişandır.Wu Shu camiası Akyüz ve ailesinin ne kadar berbat ve dengesiz bir yapıya sahip olduklarını umarım anlamışlardır.Federasyonu aile şirketi gibi kullanan Akyüz ailesi eskiden olduğu gibi sanki dünyayı ben yarattım gibi mafya ayaklaıyla federasyonu yönetmektedirler.

Şemsi KESER / 14.10.2011  ( semsı _keser@hotmail.com )
TARİHTE BU GÜN : 16/06/1970 Yılında Dünya Karate Federasyonu ( WUKO ) kuruldu. 10/10/1970 Yılında İlk Dünya şampiyonası Japonya'nın Tokyo kentinde yapıldı. 10/10/1970 Yılında Hakkı KOŞAR tarafın'dan İstanbulda Karate çalışmaları başlatıldı. 10/10/2011 Türk Karate'si 42 Yaşında. 'KARATE HAFTASI KUTLU OLSUN' Emeği geçenleri saygı ile kutluyoruz. Faal Karatekalara başarılar diliyoruz. Aramızdan ayrılanları rahmetle anıyoruz. Şemsettin KESER

Yüksel TAŞUT / 26.8.2011  ( budosports.3476@hotmail.com )
Kuran da Kadir Gecesi için, Leyletül kadri hayrun min elfi şehrin.Kadir Gecesi bin aydan hayırlı bir gecedir diye buyruluyor. Kadir Geceniz hayırlı olsun,bu vesile ilede tüm İslam Aleminin Mübarek Ramazan Bayramını kutlarım.Selamlar.

Efkan ÇALIŞ / 14.7.2011  ( matrakoyunu@gmail.com )
:MATRAK ANTRENÖR KURSU YAPILACAKTIR DUYURULUR: TÜRKİYE GELENEKSEL SPOR DALLARI FEDERASYONU MATRAK I. KADEME ANTRENÖRLÜK KURSU ANKARA www.matrak.gen.tr www.gelenekselfed.gov.tr Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonunun 2011 yılı faaliyet programında bulunan 1.Kademe Matrak Antrenörlük Kursu 08 – 19 Ağustos 2011 tarihleri arasında Ankara’da Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda yapılacaktır. Antrenörlük kursuna katılma şartları aşağıdadır. Kursa katılmak isteyen kursiyerler Federasyonumuza ait aşağıda bulunan faks numarasına kursa katılmak istediklerini ve iletişim bilgilerini içeren dilekçeyi 04.08.2011 Perşembe günü Saat: 12:00’ye kadar Federasyona yollamak zorundadırlar. Kursa kabul edilenlerin listesi aynı gün saat 16:30‘da Federasyonumuza ait web sayfasında duyurulacaktır. Kursa kabul edilen kursiyerler 08.08.2011 Pazartesi günü saat 09:00‘da Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu binasında Antrenörlük Kursu İçin Gerekli Belgelerle kursa kayıt işlemleri için hazır olacaklardır. Bilgilerinize. KURSİYERLERDE ARANAN ŞARTLAR Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu Matrak 1. Kademe Yardımcı Antrenörlük Kursuna katılacaklarda aşağıdaki şartlar aranır: a) En az 18 yaşını doldurmuş olmak, b) En az lise ve dengi okul mezunu olmak (Bütün kademeler için geçerli olup, Milli sporcularda tahsil şartı aranmaz.), c) Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile malûl, görme ve zihinsel engelli olmamak, ç) Taksirli suçlar ile kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmiş veya aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere altı aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya ihaleye fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı ve haksız mal edinme suçlarından hükümlü bulunmamak. d) Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu Disiplin ve Ceza Talimatı hükümleri ve Amatör Spor Dalları Ceza Talimatınagöre son üç yıl içinde bir defada altı aydan daha fazla ve toplam bir yıldan fazla ceza almamış olmak, e) Başvurunun fazla olması halinde yukarıdaki şartların yanında; ilgili branşta milli sporcu olmak, üniversitelerin beden eğitimi ve spor eğitimi veren yüksek öğrenim kurumları ile diğer üniversite ve yüksekokullardan mezun olmak, yabancı dil bildiğini belgelemek ve en az 5 yıl lisanslı sporcu olmak tercih sebebidir. ANTRENÖRLÜK İÇİN GEREKLİ BELGELER 1. 4 adet vesikalık fotoğraf (fotokopi kabul edilmez) 2. Sağlık ocağı, devlet veya özel hastanelerden alınmış Sağlık Raporu 3. Nüfus cüzdanı fotokopisi (TC Kimlik Numarası görülmelidir) 4. Son altı ay içerisinde alınmış Savcılık İyi Hal yazısı (aslı) 5. Antrenörlük belgesi olanlar fotokopisini (aslı gibidir) 6. En az lise mezunu olduğunu gösterir öğrenim belgesi (mezun ise diplomasının noter veya mezun olduğu okuldan aslı gibidir onaylı olması istenir.) 7. Üniversite öğrencisi ise öğrenci belgesi (aslı) 8. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünden alınacak “Cezası Yoktur” yazısı (aslı) 9. Kursa katılım başvuru dilekçesi Not: GSGM Spor Eğitim Dairesi’nden alınmış bir antrenör belgesi olanlar ile üniversitelerin Beden Eğitimi ve Spor bölümlerinden mezun olanlar, teorik derslere girmek zorunda değillerdir. Federasyon İletişim: Fax: 0312 311 90 45 Tel : 0312 31161 93

erdinç ertek / 25.6.2011  ( hayat_buysa_55@hotmail.com )
Slm.Alykm.Sn:KISRURE,benim sizden ricam WuShu tenikleri,yani tekme,yumruk ve düşürmelerle ilgili tekniklerin Çin,ce isimlerini yayınlamanızı rica ediyorum.Federasyonun sitesinde yeterli açıklama yok.Örneğin Karate ve Tae Kwon Do teknik tabloları gibi,şimdiden teşekkürler.

    ( 1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  )     
 
 
YAZ | OKU - BİZE ÖZEL YAZIN
Sporu ve Olimpiyatları iğrenç siyasi oyunlarınıza alet etmeyin.
Pekin'de 2008 yıllında gerçekleştirilen olimpiyat oyunlarına 68 sporcuyla katılan Türkiye, Londra'da bu sayıyı 114'e taşıdı, ayrıca Paralimpik oyunlarda 67 sporcu ile toplam 181 kişilik katılım sağlayarak tarihinin en yüksek rakamına ulaştı. Oyunlarda mücadele edecek 204 ülke arasında, sporcu sayısını yüzde 67 arttıran Türkiye, bu alanda en büyük artışı sağlayan 8. ülke oldu.
Devamı :::
Ayhan Kısrure Kim ?

Türkiye de en genç 5 dan sifu(usta) derecesine ulaşan, Tv Programları, Spikerlik, yazarlık yapan Kısrure kimdir. Çalıştığı ve ustalık derecesine ulaştığı bir çok Do branşlarından, kurduğu Sangu-chi sistemi ve hakkındaki tüm detaylar

tıklayınız
Gelmiş Geçmiş En İyi Boksör Hangisi?

 Evander Holyfield   41%
 George Foreman   0%
 Jack Dempsey   0%
 Joe Frazier    0%
 Joe Lois   0%
 Larry Holmes   0%
 MikeTyson   6%
 Muhammed Ali Clay   46%
 Oscar De La Hoya   0%
 Rocky Marciona   2%
 Vitali Klitschko   0%
 Wladimir Klitschko   0%

Bu ankete 1418 kişi katıldı

 
 
www.gsgm.gov.tr
www.beyazkusak.com
www.hapkido.org.tr
www.istanbulboks.org
www.twf.gov.tr

Listenin Tamamını Görmek İçin Tıklayınız