Türkiye'nin ilk,tek ve en büyük Türkçe mücadele sporları haber ve portal sitesi www.turkdosport.com
ÜYE OL
133686 - SAVAŞ VE SAVUNMA SANTLARI EĞİTİM CD LERİ.
60085 - Boks.
58322 - BRUCE LEE ve JEET KUNE DO Hakkında sizin yorumlarınız.
48884 - Vücut Geliştirme ve Üniversite sporları.
36311 - Ayhan KISRURE KİM ?
Sizin Fotoğraflarınız

Spor içerikli fotoğraflarınızı ve konusunu anlatan yazı ile bize gönderin yayınlayalım

» Yüklü Fotoğraflar
   » EFSANENİN RESİMLERİ
   » YAZILARINIZ ve YORUMLARINIZ
 
   » BRUCE LEE KİMDİR ?
   Yeri doldurulamayan efsane
   dövüşçü Bruce lee ve sistemi jet kune do ile    ilgili tüm detaylar

Türkiye’nin ilk,en büyük ve tek Mücadele sporları Türkçe portal sitesi www.turkdosport.com tüm Türk sporcularının hizmetinde.

Ülkemizde Mücadele sporları ile ilgili Web ortamında yeterli derecede kaynak bulunamayan ve gerçek bilgilerin çok az olduğu bu dönemde sizlerle on seneden bu yana hizmet etmenin mutluluğunu yaşıyoruz.
Sifu:Ayhan KISRURE

kung-fu
wu shu

karate-do
taekwon-do
Sayokan
Sanguc-hi
aikido
judo
capoeira
jeet kune do
Ji jutsu
ninjutsu

ninja
samuraylar
boks
güreş
sumo

hapkido
kıck boks
muay thai

thai boks
thai kıck boks
savate
ashihara
kyokushin
jiu jitsu
kendo
thai chi
k-1
A1 world combat
super league
jackie chan
shaolin
wing tzun
WT
bruce lee
jet li

jacki chan

tony ja

 
 
MAKALE ve GÜNCEL HABERLER Okumak İstediğiniz Haber Grubunu Seçiniz
Peygamberimizin Yaptığı, Tavsiye Ettiği Spor Dalları Hangileridir?  

Paylaş :


Pek çok rivayette yürümenin tavsiye edildiğine, ashabın da buna önem verdiğine şahit olmaktayız. Yürüme, her yaş ve seviyedeki insanın yapabileceği bir spordur. Peygamberimiz, “İki hedef arasında koşan kimsenin her adımı için bir hasene (iyilik) mevcuttur”, “Ok yarışı yapın, vücutça sertleşin, yalın ayak yürüyün” (Mecmeu’z-Zevâid, 5/136) buyurarak bu sporu teşvik etmiştir.

 

 

Spor’un ne kadar faydalı olduğunu bilmeyen yoktur sanırız. Peki peygamber efendimizin de bazı sporları yaptığını ve sporu tavsiye ettiğini biliyor muydunuz? İşte peygamberimizin tavsiye ettiği spor dalları:

 

Günümüzde doktorlar, düzenli egzersiz yapmayı veya herhangi bir spor dalıyla uğraşmayı hararetle tavsiye ediyorlar. Düzenli spor yapanlar, kasların kuvvetlenmesinden, şişmanlık riskinin azalmasına, düşünme potansiyelinin artmasından, yaşlanma sürecini geciktirmeye kadar pek çok konuda insanın sağlığına ciddi katkısı olduğunda hemfikirler. 

Atletizm (yürüme-koşu):

 

Efendimiz’in eşi Hz. Âişe ile zaman zaman koşu yarışı yaptığı, bu şekildeki yarışları teşvik ettiği ve sahabenin de bu tür koşu yarışmaları yaptığı bilinmektedir. Bir defasında yarışı Hz. Âyşe, diğerinde de Peygamberimiz kazanmıştır. (Bkz. Ebu Davud,Cihad 68) 

Güreş: 

Pek çok rivayette yürümenin tavsiye edildiğine, ashabın da buna önem verdiğine şahit olmaktayız. Yürüme, her yaş ve seviyedeki insanın yapabileceği bir spordur. Peygamberimiz, “İki hedef arasında koşan kimsenin her adımı için bir hasene (iyilik) mevcuttur”, “Ok yarışı yapın, vücutça sertleşin, yalın ayak yürüyün” (Mecmeu’z-Zevâid, 5/136) buyurarak bu sporu teşvik etmiştir.
 
Efendimiz’in eşi Hz. Âişe ile zaman zaman koşu yarışı yaptığı, bu şekildeki yarışları teşvik ettiği ve sahabenin de bu tür koşu yarışmaları yaptığı bilinmektedir. Bir defasında yarışı Hz. Âyşe, diğerinde de Peygamberimiz kazanmıştır. (Bkz. Ebu Davud,Cihad 68)

Atıcılık ve ok atma: 

“Onlara karşı elinizden geldiğince kuvvet hazırlayın” (Enfâl, 8/60) âyetindeki kuvveti, Peygamberimiz “remy” ok atma olarak açıklamış, çarşıda ok atma yarışı sahabileri takdir etmiş, başka bir hadislerinde ise, “Allah tek bir ok sebebiyle üç kişiyi cennete koyar: 1- Onu yapan; yeter ki bunu hayır maksadıyla yapsın. 2- Oku atan. 3- Atana ulaştıran. Atın ve binin. Sizin ok atmanızı, ben binmenizden daha çok seviyorum” buyurarak ok atışıyla uğraşanları Allah’ın cennetine koyacağını müjdelemiştir. (Buhari, Cihad 78)
 

Binicilik ve at-deve yarışı: 

: Peygamber Efendimiz’in teşvik ettiği, kazananlara zaman zaman maddi ödül verdiği, çoğu kere bizzat katıldığı sportif faaliyetlerdendir. “Şu üç şeyde armağan vardır; Deve yarışı, at yarışı ve ok yarışı” buyuran Efendimiz’in Adbâ ismindeki devesi de pek çok yarışta birinci gelmişti. Ancak Peygamberimiz bu işi kumar şeklinde yapmayı yasaklamıştır. (Ebu Davud, Cihad 67)

Yüzücülük:

Yüzmeyi çocukluk yaşlarında öğrenen Efendimiz atıcılık, binicilik ve koşunun yanı sıra yüzmenin de öğrenilmesi ve öğretilmesini teşvik etmiş, hatta bir babanın evladına karşı vazifelerinden söz ederken onları helâl rızıkla besleme, yazıyı öğretme yanında atıcılık ve yüzme öğretmeyi de ifade etmiştir. Bu teşvikler sonucudur ki sahabiler arasında bu tür faaliyetlerin oldukça yaygın olduğu, Hz. Ömer’in de gerek hutbelerinde Medine halkına, gerek mektup ve talimatlarında diğer bölge halklarına ve ordu kumandanlarına atıcılık, binicilik, yüzme, koşu gibi eğitici ve yetiştirici sportif faaliyetlere önem verilmesini, bunların çocuklara öğretilmesini istediği belirtilmiştir.

Not:Bu bölümden sonrası kaynak olarak http://www.kentmaras.com/makale/dorduncu.php adresinden alınmıştır.

İslam dinine göre kadınların spora katılmalarında dini yönden herhangi bir sakınca var mı?

Hz. Peygamberi’n bir sefer sırasında hanımıyla gerilerde kalıp onunla yarıştığı; önce Hz. Aişe’nin Hz. Peygamber’i geçtiği daha sonraki bir yarışta ise kilo alması sebebi ile Hz. Peygamber tarafından geçildiğini Hz.Aişe bizzat rivayet etmektedir (Bozkurt 1997). Hz. Muhammed’in fiili sünnetleri içerisinde yer alan bu örnekte görüldüğü gibi, İslam dininin belirlediği kurallar dahilinde kadınların spor yapmasında herhangi bir sakıncanın olmadığı açık ve net bir şekilde görülmektedir. İslam dinine göre fanatizmin sınırı ne olmalıdır ?

Fanatizm: takım tutmak, bir spor kulübünün yarıştığı spor dallarından herhangi birinde o kulübün takımının yandaşı olmak demektir. Takım tutan kişi, o takımın karşılaşmalarını takip eder, bunların sonuçlarıyla ilgilenir ve takımının başarıya ulaşmasını ister. Bu nedenle, takımının kazandığı maçlarda sevinir, kaybettiklerinde ise üzülür. Ancak takıma duyulan bu sempati kimi zaman olağan sınırlarını aşar ve bireylerin zarar görmesine neden olabilir(Bayhan 2000). Örneğin; 1995-1996 Türkiye Futbol 1. Ligi nin 32. haftasında şampiyonluğu önemli derecede belirleyecek olan Trabzonspor-Fenerbahçe arasındaki maçı Fenerbahçe’nin 2-1 kazanması sonucunda, maçtan bir gün sonra fanatik bir Trabzonspor taraftarı olan Mehmet Dalaman (27 yaşında) kendini evinin bahçesindeki fındık ağacına asmıştır (Erkan ve Diğerleri 1998). Fanatizmin topluma ve insanlığa bu denli zarar verici boyutlara ulaşmasını ne İslam dini kabul eder, ne de insanlık.

Hz. Peygamber bir gün; iki torununun güreşmesini tebessümle seyrederken, Hz. Hasan’

Hz. Peygamber atıcılık eğitiminin yapılmasını devamlı teşvik etmekle kalmamış, zaman zaman kendisi de atış poligonuna, atıcıları teşvik ve seyretmeye gittiği gibi, atıcılardan bir tarafı tuttuğu da olmuştur (Turan 1985). Hz. Muhammed’in bu davranışlarına bakarak İslam dininde sporda taraftarlığın fanatizm boyutuna ulaşmadan var olduğunu söyleyebiliriz. İslam’a göre sporda teşvik ve ödül var mı?

Hz. Peygamber sporu teşvik etmek için zaman zaman fırsat buldukça yarışmalar düzenlemiş ve kendisi bizzat bu yarışlarda dereceye girenlere maddi ödüller vermiştir. Hz. Peygamberin bir yarışta birinciye üç, ikinciye iki ve üçüncüye de bir elbiselik Yemen kumaşı ödül verdiği rivayet edilir. Belazurih, Hz. peygamberin kendi atıyla yarışan ve kazanan jokeyine bir Yemen hüllesi hediye ettiğini rivayet etmektedir.

Yarışların kumar vesilesi olarak kullanılması ittifakla haram görülmüş, ancak bir yarışmacının arkadaşına “Beni geçebilirsen sana şu var” gibi tek taraflı bir teklifte bulunması ve onun galip gelmesi halinde, arkadaşının teklif edilen hediyeyi almasında veya üçüncü bir şahsın galip geleni ödüllendirmesinde bir sakınca görülmemiştir. Aksi durumlar kumar olarak kabul edilmiştir (Bozkurt 1997). İslam’a göre serbest zamanların sportif faaliyetlerle değerlendirilmesi zaman israfı mı ?

Hz. Peygamber serbest zamanlarının değerlendirilmesinde insanlara spor yapmalarını tavsiye etmiş ve atıcılığı daha çocukken öğrenip ölünceye kadar bırakılmaması gereken bir maharet olarak belirtmiştir. İnsanı boş kaldıkça, canı sıkıldıkça, biraz eğlenme ihtiyacı duydukça vakit değerlendirme aracı olarak spor yapmasını meşru kılmış “Sizden birinizi gam ve sıkıntı bastığı zaman yayını kuşanıp, kederini onunla dağıtmaktan başka yapacak bir şeyi yoktur” (Bayhan 2000) sözüyle serbest zamanların değerlendirilmesinde sporun yerine ve önemine değinmiştir.

Buraya kadar yapılan açıklamalardan da görüldüğü gibi Müslüman bir kişinin vücudu için kendisine uygun bir spor dalıyla uğraşmasında dini bir engel olmadığı gibi, sporun özellikle Hz. Peygamber tarafından teşvik edildiğini görmekteyiz.

Dini inançların ve tutumların bulunduğu ortamlarda bir takım hurafeler ve bid’atlarda kendiliğinden veya insanlar tarafından ortaya çıkartılarak inanç ve tutumların içerisine yerleştirilmeye çalışılmış ve çoğu zaman da toplum tarafından kabul görülmüş kavramlardır. Spor da bu kavramlardan önemli derecede etkilenmekte ve bir çok spor branşı bu büyü ve hurafelerin etkisi altında kalabilmektedir.

Günümüzde sporcu, yönetici ve taraftarlar bir maçın kazanılması için çok çalışmanın, oyun sisteminin ve oyuncu kalitesinin tek başına yeterli olduğunu düşünmüyorlar; galibiyet için büyü ve uğur gibi şeylerden de medet umuyorlar. 2001-2002 Futbol Sezonunda Fenerbahçe-Diyarbakır spora deplasmanda 2-1 yenildi. Diyarbakırlı yönetici ve futbolcular, maçtan sonra ağız birliği etmişçesine mikrofona şunları söylediler: ‘Diyarbakır’

Futbolcular ve yöneticiler gibi taraftarlarda çeşitli hurafelere kolayca inanmaktadırlar. Arka arkaya alınan galibiyetlerden sonra stadların büyülü olduğuna inanmaları bu batıl inançların başında geliyor. Bu taraftar tiplerinin bazıları uğur getireceği inancıyla hep aynı yerde oturuyorlar. Penaltı atılırken gözlerini yumuyorlar veya sahaya sırtlarını dönüyorlar, uğurlu saydıkları hayvanları ile maçlara geliyorlar. Bunlara benzer hurafeleri başta Afrika ve Güney Amerika olmak üzere dünyanın her tarafında görmek mümkündür. Belli elbiseleri giymek, çimlere dokunarak elleri ağza götürmek, maç başlamadan önce topu öpmek, uğur getireceğine inanılan kolye ve yüzük gibi takılar takmak, kalenin içine para gömmek, penaltı vuruşlarından önce topu ve kale direklerini öpmek, hep aynı ayakkabıyı giymek, kale arkalarına muska koymak sporcuların batıl inançlarının başında geliyor (Kola 2001).

Ünlü spor adamımız Turgay Biçer, ilahi inançların performansa olumlu etki ettiğini belirterek hurafeler konusunda şu uyarılarda bulunuyor: “sporcularda, taraftarlarda, antrenörlerde ve yöneticilerde manevi boyut mutlaka vardır. Mantıklı veya mantıksız bir takım şeylerin gücüne mutlaka inanırlar ve inandıkları şey zamanla onların doğrusu olur. Ancak dikkat etmek lazım hurafeler, zamanla zararlı olmaya başlar ve insanları bilimsellikten uzaklaştırabilir” (Kola2001).


Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; spor farklı düşüncede, farklı inançta ve farklı çizgide olan insanları birleştiren, bir araya getiren, yer yer sevindiren, yer yer eğlendiren, yer yer de ağlatan önemli bir toplumsal olgudur. Ülkemizde sporun gelişerek dünya standartlarını yakalayabilmesi için toplumun büyük bir kesiminin desteğine ihtiyaç vardır. Toplumum desteğini alabilmek için ise öncelikle sporu insanlarımıza benimsetmeliyiz. Bu nedenle sporla uğraşan bilim adamlarımızın ve yöneticilerimizin yapması gereken öncelikli çalışmaların başında, sporu halkın inanç ve tutumlarıyla bütünleştirmeye yönelik çalışmalar olmalıdır.

Fakat bu güne kadar ülkemizde, bu amaca yönelik bilimsel çalışma ve yayınlar yok denecek kadar az sayıda bulunmaktadır. Bu nedenle, özellikle alanı sosyal psikoloji olan spor bilimcilerimiz, İlahiyat Fakülteleri ve Diyanet İşleri Başkanlığıyla ortak bir çalışma içerisine girerek “ İslam ve Spor” konulu çalışmalara ağırlık verip bu alanda oldukça az olan literatüre yeni eserler kazandırmalıdır.



ı gayrete getirmek için ‘ Ha gayret Hasan! Göreyim seni, yakala Hüseyin’i ’ diye tezahüratta bulunur. Orada bulunan Hz. Ali’ninse ‘Ya Resülallah, siz Hüseyin’i kayırmalı değil misiniz ? Çünkü Hasan daha büyük’ dediği gözlenir. Hz. Peygamber ise ‘ Baksana, Cebrail’de Hüseyin’e, ha gayret Hüseyin, göreyim seni diyor’ diye yanıt vermiştir (Tokpınar 2001).ın plaka numarası 21. Bugün 12. ayın 21’i. Bu maçtan önceki puanımız 18 idi. Maçı 2-1 kazandık ve puanımızı 21 yaptık. Böylesine uğurlu bir günde bu maçı kazanacağımıza inanıyorduk’ diye demeç vererek 21 sayısının Diyarbakır spor’un uğurlu sayısı olduğuna inanmaktadırlar (Kola 2001). http://www.zaman.com/2002/01/29/spor/h9.htm

5- “Toplumsal Değişme ve Spor”,
http://www.sporbilim.com/t_degisme.html

6- ERKAL Mustafa, GÜVEN Özbay, AYAN Dursun, “ Sosyolojik Açıdan Spor”, Der Yayınları, Sayfa 157-158, 3. Basım, İstanbul 1998. 7-
http://www.sesam.sakarya.edu.tr/2000.txt 06-08-2003

8-
http://www.gsgm.gov.tr/Lisans%20istatistik%20Bilgiler/illeregore.htm 29-05-2003

9- TURAN Ahmet, “HZ. Muhammed‘in Gençliğe Spor Eğitimi Konusundaki Öğütleri” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bülteni, Gençlik Özel Sayısı,Mayıs 1985. 10- BOZKURT Nebi, “Hadis’te Folklor Eğlence”, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, Birinci basım, İstanbul 1997. 11- BAYHAN Burak, “Fanatizm”, Gözlem Dergisi, Sayı-2, 2000
http://www.adk.boun.edu.tr/gozlem/mayis_2000/7.htm

12- TOKPINAR Cemil, “Peygamberimizin Diliyle Gençlik”, Gençlik Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, Mart 2001. 13- KOLA Necati, “Spora Büyü ve Hurafe Hakim”, Zaman Gazetesi,İstanbul 30-12-2001,
http://www.zaman.com.tr/2001/12/30/haberler/h7.htm


KAYNAKÇA

1- TOLAN Barlas, ESEN Galip, BATMAZ Veysel, Sosyal psikoloji, Adım Yayıncılık, Aralık 1991,Birinci Baskı, Sayfa 258. 2- AYDIN Orhan, Davranış Bilimine Giriş-4, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Yayınları, Nisan !985, Üçüncü Baskı, Sayfa280. 3- EREN Erol,Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi, Beta Yayınları, Eylül 2001,Yedinci Baskı, Sayfa 173. 4- KOLA Necati, “Futbol Giderek Kutsallaşıyor”, Zaman Gazetesi, İstanbul –29-1-2002 ,


Peygamberimizin Yaptığı, Tavsiye Ettiği Spor Dalları Hangileridir?


Bu haber 25.08.2012 tarihinde eklenmiş ve 1557 defa okunmuştur.
 
 
YAZ | OKU - BİZE ÖZEL YAZIN
Sporu ve Olimpiyatları iğrenç siyasi oyunlarınıza alet etmeyin.
Pekin'de 2008 yıllında gerçekleştirilen olimpiyat oyunlarına 68 sporcuyla katılan Türkiye, Londra'da bu sayıyı 114'e taşıdı, ayrıca Paralimpik oyunlarda 67 sporcu ile toplam 181 kişilik katılım sağlayarak tarihinin en yüksek rakamına ulaştı. Oyunlarda mücadele edecek 204 ülke arasında, sporcu sayısını yüzde 67 arttıran Türkiye, bu alanda en büyük artışı sağlayan 8. ülke oldu.
Devamı :::
Ayhan Kısrure Kim ?

Türkiye de en genç 5 dan sifu(usta) derecesine ulaşan, Tv Programları, Spikerlik, yazarlık yapan Kısrure kimdir. Çalıştığı ve ustalık derecesine ulaştığı bir çok Do branşlarından, kurduğu Sangu-chi sistemi ve hakkındaki tüm detaylar

tıklayınız
Gelmiş Geçmiş En İyi Boksör Hangisi?

 Evander Holyfield   41%
 George Foreman   0%
 Jack Dempsey   0%
 Joe Frazier    0%
 Joe Lois   0%
 Larry Holmes   0%
 MikeTyson   6%
 Muhammed Ali Clay   46%
 Oscar De La Hoya   0%
 Rocky Marciona   2%
 Vitali Klitschko   0%
 Wladimir Klitschko   0%

Bu ankete 1417 kişi katıldı

 
 
www.gsgm.gov.tr
www.beyazkusak.com
www.hapkido.org.tr
www.istanbulboks.org
www.twf.gov.tr

Listenin Tamamını Görmek İçin Tıklayınız